Sahi Ürün mü Satın Alıyoruz, Yoksa Duygu mu?
Yine bir Black Friday gününü geride bıraktık. Alışveriş yapmak isteyen tüketiciler takip ettikleri markaların ürünlerini satın almak için mağazalara ve web sitelerine akın edip sabırla stokların eklenmesini ya da mağazaların açılmasını beklediler. Bazı markaların mağazalarında izdihamlar oldu. Web siteleri yoğun trafik sebebiyle kullanılmaz hale geldi. Tüketiciler bu kadar alternatif marka varken sadece beğendikleri ürünü satın almak için mi bu eylemleri gerçekleştirdiler? Bu markaları diğerlerinden ayıran şey neydi?
Günlük yaşantımızın ayrılmaz parçaları olan duygularımız, pazarlama bilimi için önemli bir yere sahiptir. Duygular insanların karar verme aşamasında etkili olan yegane unsurlardır. Ayrıca tüketicinin bilincinde oldukları duyguların yanı sıra bilinçaltındaki duyguların da ele alınması gereken önemli bir konudur. (Tosun, Sezgin, Uray, Pazarlama Biliminde Duygu ve Duygu Durumu Kavramları İçin Baz Alınmış Teoriler, Elektronik Sosyal Bilimler Dergisi, s.7)

Başarılı olmuş olan markaların ortak özelliği, hikayelerini ve uzmanlıklarını son tüketiciye iyi şekilde anlatan ve onlarla duygusal bağ kurabilen markalardır. Örneğin çok ünlü bir telefon markasının yeni modelini alabilmek için saatler öncesinde tüketiciler sıraya girerler ve ihtiyaçları olmasa da piyasaya sürülen son model cihazı satın alırlar burada tüketiciyi motive eden şey o telefona sahip olduğunda yaşayacağı “haz” duygusudur. Başarılı duygusal pazarlama ile pazarlanan ürünün bir defaya mahsus satın alma güdüsünü tetiklemez aynı şekilde müşteri sadakati yaratır. Duygusal pazarlama çalışmalarında ilk adım hitap edilen hedef kitlenin iyi şekilde tanınmasıdır. Hatta tüketici ile empati kurulup duygu ve düşünceleri anlaşılmaya çalışılmalıdır. İkinci olarak ürününüzü pazarladığınız potansiyel müşterilerinizin ürünleriniz hakkında paylaşım yapmasına olanak sağlanmalıdır. Özellikle sosyal medyanın gücü bu süreçte kullanılmalıdır. Üçüncü olarak yaptığınız tasarım çalışmalarında istediğiniz etkiyi tasarıma yansıtmalıyız. Son olarak ise Markayı oluşturan bileşenlerin birbiri ile uyum halinde olmasıdır.
